15 Mayıs 2010 Cumartesi

Shaq Varım Diyor


Boston Celtics’e play off ikinci turunda elenerek sezonu tamamlayan Cleveland Cavaliers’da Shaquille O’Neal, henüz emekli olmayı düşünmediğini söyledi. Yaz döneminde 5 yıllık $100milyon değerindeki kontratı sona erecek olan 38 yaşındaki O’Neal, durumuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “41 yaşına kadar basketbol oynamak istiyorum. Kariyerim boyunca 360 maç kaçırdım. Bu nedenle devam etmeyi planlıyorum” dedi. Takım içerisinde yaşanan gelişmelere de değinen O’Neal, “Bir çok oyuncu free agent durumda. Ancak herkesin geleceği için en iyi kararı alacağını düşünüyorum” diye konuştu. 38 yaşındaki O’Neal, Cavaliers forması altında play off’larda 11.5 sayı 5.5 ribaund 1.4 asist ortalamaları yakalamıştı.

14 Mayıs 2010 Cuma

Bir Tek LeBron Olsun Bana Birşey Olmaz


Dün geceki maç öncesi çok iddialı konuşan, bir anlamda Celtics'e meydan okurcasına mesajlar veren LeBron dün gece yine beklentileri karşılayamadı. Play off kariyerindeki 6. triple double'ı 27 sayı 19 ribaund 1o asist ile yapmasına rağmen LeBron eleştirileri oklarının hedefi olmaktan kurtulamadı. Tamam 5. maça göre çok daha istekli bir LeBron vardı sahada ama maçın kırılma anlarında hep yokları oynadı, takımdaki sorumluluğu ile 'Kral' lakabını alan oyuncudan eser yoktu. Zaten serinin 3. maçından itibaren oynadığı oyun seriyi kafasında bitirdiğinin kanıtı gibiydi. Kimine göre dirseğindeki problem, kimine göre kafa olarak hazır olmaması, kimine göre ise yaz sonunda biten kontratı onun bu halde olmasının nedeniydi. Kim ne derse desin serideki 1. ve 3. maç dışında LeBron James büyük hayal kırıklığıydı Cavs adına. Dün gece Celtics taraftarı da onun her serbest atış çizgisine gidişinde New York Knicks! New York Knicks ! tezahüratlarıyla krala göndermede bulundu. Dün geceden sonra LeBron'un takımda kalması çok zor görünüyor. 5. maç sonrası taraftarlardan gelen yuhalamayı da göz önünde bulundurursak New York Knicks taraftarı bu sene muradına erecek gibi. TD Garden’daki 6. maç sonrası basın mensuplarının karşısına çıkan James, sözlerine “Bu sezon yazın ne yapacağımı düşünerek oynamadım. Her maça, her antrenmana, her güne benim için sonmuş gibi yaklaştım. Sadece bir lider ve bir oyuncu olarak daha iyi olmaya devam etmeyi denemek istedim. Bu yaz ne yapacağımdan hiçbir noktada etkilenmedim” diyerek başladı. “Bu yaza doğru kafa yapısıyla gireceğim. Ben ve takımım doğru yolda hareket edecektir. Benim için en iyi olasılığa karar vereceğiz ama henüz bunu düşünmedim. Hala seride neyin ters gittiğini ve neleri doğru yaptığımızı anlamaya çalışıyorum. Neler olacağını göreceğiz” şeklinde konuştu. LeBron, birçok soruyu ‘Hayır’ diyerek yanıtladığı toplantıyı, “Daha iyi bir basketbolcu olup bunu sahaya koyabildiğim için kendimle hep gurur duydum. Her şeyden önce kazanmak istiyorum. Benim tek endişem bu ve Cavaliers’ın da kazanmaya önem verdiğini düşünüyorum. Ama aynı zamanda kendime seçim yapma şansı vereceğim. Daha önce de söylediğim gibi ben ve takımımın uygulayacağı bir oyun planı var. Nereye varacağımızı göreceğiz. Tabii ki Cleveland şehrini ve taraftarlarını seviyorum. Bizim için üzücü bir sezon olduğunu söyleyebilirim ama birlikte çok iyi vakit geçirdik” açıklamasıyla noktaladı. LeBron'un ayrılık sinyallerinin artması eminim ki en çok koç Mike Brown'u kara kara düşündürüyordur. 2003 yılından beri Cavs forması giyen LeBron'un ayrılması durumunda takımın halini şimdiden merak ediyorum. Keza bu seride LeBron'un kötü oynadığı maçlardaki Cavs'ın acizliğini herkes gördü. Tüm oyun planlarını LeBron üzerine kuran ''Bir tek LeBron olsun bana birşey olmaz '' parolasıyla hareket eden koç Mike Brown'un ayrılık halindeki akıbeti ne olacak bekleyip göreceğiz.

Parker'ın Kararıyla Gözler Beaubois'de


San Antonio Spurs’un Fransız yıldızı Tony Parker, Türkiye’de gerçekleştirilecek olan 2010 FIBA Dünya Şampiyonası’nda yer almayacağını söyledi. Fransa Milli Takımı’na uzun yıllardır hizmet eden 28 yaşındaki oyuncu, San Antonio’nun hazırlık kampına dinlenmiş olarak katılmak istediğini söylerken, “Bu yaz milli takımda yer almak istemiyorum. Son 5 yazdır milli takımda yer aldım. Bu yıl için çok düşündüm. Ancak gerçekten çok yorgunum. Sabahları yorgun olarak uyanıyorum. Birçok sakatlık yaşadım. Artık biraz ara vermemin vaktinin geldiğine inanıyorum” değerlendirmesinden bulundu. Parker’ın kaybı Fransa için her ne kadar üzücü olsa da, yetenekli yedekleri de bir o kadar sevindirici. Bu sezon Dallas Mavericks’de çok başarılı bir yıl geçiren şutör oyuncu Rodrigue Beaubois’in Türkiye’de Fransa’nın en önemli silahlarından biri olacağını söylemek zor değil. Daha önce Cholet’de forma giyen 22 yaşındaki oyuncu, bu sezon çok başarılı bir performans ortaya koyarken, özellikle 27 Mart tarihinde Golden State karşısında kaydettiği 40 sayı ile tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştı. Power Electronics Valencia’da forma giyen Nando De Colo da Fransa’nın bir diğer etkili oyuncusu. 2009-10 sezonunda Eurocup şampiyonluğuna ulaşan Valencia’da önemli roller üstlenen De Colo ve Le Mans’da forma giyen Antoine Diot, geçtiğimiz sene Polonya’da da forma giymişlerdi. Avrupa Şampiyonası’nda Fransa ile Türkiye’nin karşı karşıya geldiği mücadelede, Diot galibiyette önemli rol oynamıştı. Benchden gelen Diot karşılaşmayı 13 sayı, 4 asist ve 4 ribaund ile noktalamıştı. Parker şu ana kadar Olimpiyatlar'da ya da Dünya Şampiyonası’nda Fransa formasını hiç giymedi. Parker, 4 yıl önce Japonya’da gerçekleştirilen 2006 FIBA Dünya Şampiyonası’nda takımda yer alacakken, son dakikada parmağındaki sakatlık nedeniyle şampiyonada forma giyememişti. Fransa 2010 FIBA Dünya Şampiyonası’nda İspanya, Litvanya, Yeni Zelanda, Kanada ve Lübnan ile birlikte D Grubu’nda yer alıyor.

Kaynak : FIBA

Tony Allen'dan Eski Günleri Hatırlatan Enfes Smaç

LeBron Evine, Boston Finale !


NBA'de doğu finalinin adı dün gece belli oldu. TD Garden'da rakibi Cavaliers'ı 94-85 yenen Celtics, Orlando Magic'in rakibi oldu. Maçın başından sonuna dek oyunda üstün olan Celtics'te KG 22 sayı 12 ribaundla yıldızlaştı. Seri boyunca hırsı ve arzusuyla takımını ateşleyen Garnett eski günlerini anımsattı basketbol severlere. Serinin bir diğer yıldızı Rondo ise 21 sayı 12 asist ile mücadele etti. Normal sezonda benchten hiç katkı alamayan ve Miami serisinde de sadece Glen Davis'ten faydalanabilen Doc Rivers, Cavs serisinde Tony Allen ve Rasheed Wallace'tan aldığı katkılarla eminim ki bir hayli rahatlamıştır. Tony Allen savunmadaki gayretinin yanında 10 sayı ile oynarken geldiği günden itibaren umursamaz tavırları yüzünden eleştirilere uğrayan Rasheed Wallace maçın dönüm noktalarında bulduğu 13 sayı ile kendini affettirmiş oldu. Maçtan önce taraftarlarına rahat olun ben burdayım mesajı veren LeBron maçı 8/21 saha içi isabetle 27 sayı 19 ribaund 1o asistle tamamladı. Bu istatistiklerinin yanında 9 da top kaybı bulunan LeBron'u arkadaşları yine yalnız bıraktı. Mo Williams ilk yarıda 20 sayı ile mükemmel bir performans sergilese de ikinci yarıda normale döndü ve sadece 2 sayı üretebildi. Gecenin Cavs adına en büyük hayal kırıklığı kuşkusuz Antawn Jamison'du. Sezon arasında Washington'dan takıma katılan ve böyle kritik maçlarda kendisinden çok şey beklenen Jamison 2/10 isabetle sadece 5 sayıda kaldı. Serinin başından beri söylediğim gibi bench katkısını da arkasına alarak tüm oyuncularından maksimum düzeyde katkı sağlamaya çalışan bir Celtics karşısında LeBron'a dayalı bir Cavaliers'ın işi çok zordu ve nitekim de öyle oldu. Böylesine kritik bir mücadelede Cavs gibi üst düzey bir takımın 22 top kaybı mağlubiyeti de kaçınılmaz kıldı. Seri öncesi büyük favori gösterilen LeBron ve arkadaşları sergiledikleri bu berbat performans sonrası artık doğu finalini evlerinden izleyecekler.

13 Mayıs 2010 Perşembe

NBA'de Bu Gece


03:00 Boston Celtics - Cleveland Cavaliers (NTVSPOR)

Seri öncesi Celtics hakkında çok şey yazılıp çizildi. LeBron'un tek başına Celtics'e yeteceğinin ve onu durdurmanın yaşlı kurtlar için pek mümkün olmayacağını söylendi durdu. Fakat hiçbir maç sahaya çıkıp mücadele edilmeden kazanılmıyor buna birkez de bu seride şahit olduk. Seride 3-2 önde olan Celtics bu gece TD Garden'da kendi seyircisi önüne çıkıyor. Pierce'ın da kendine gelmesiyle son maçta 88-120 gibi rahat bir skorla galip gelmişlerdi Cavs deplasmanında. Özellikle Garnett Timberwolves'ta ki günlerini hatırlatıyor bize. Savunmada elinden geleni yapan KG hücumda da oldukça yüzdeli oynuyor bu seride. Ray Allen ve Rondo zaten bildiğimiz gibi. Benchten gelen Tony Allen ise LeBron'u bir hayli yavaşlatmış durumda. Cavs cephesinde ise moraller bir hayli bozuk. Play off tarihlerindeki en ağır mağlubiyeti alan Cavaliers oyuncuları maç sonunda taraftarlardan gelen yuhalama ile kısa süreli bir şok yaşadılar. Herşeye rağmen bu gece alacakları bir galibiyet ile seriyi 7. maça üstelik Cleveland'a taşıyabilirler. Ancak LeBron ve arkadaşları bu görüntülerinden bir an önce sıyrılmak zorundalar aksi takdirde final hayalleri şimdiden suya düşebilir. LeBron'un maçtan önceki demeçlerini de göz önüne alırsak gerçekten oldukça zorlu bir mücadele bizi bekliyor bu gece. Kevin Garnett evlerindeki bu maçı "Bizim için yedinci maç" olarak ilan etti. Celtics buraya kadar getirdiği seriye son noktayı koyacaktır diye düşünüyorum.
(ms1)

'' Rahat Olun Ben Varım ''


Doğu Konferansı play off eşleşmesinde Boston Celtics karşısında beklenmedik bir şekilde 3-2 geriye düşen Cleveland Cavaliers'ın süper yıldızı Lebron James, altıncı maç öncesi iddialı konuştu. James, "Cleveland taraftarı rahat olsun, ben varım" dedi. NBA'de sezonun en çok maç kazanan takımı Cleveland Cavaliers, play off ikinci turunda Boston Celtics karşısında büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. İlk beş maç sonunda 3-2 geriye düşen Cleveland, özellikle serinin son maçında konuk ettiği rakibinden 32 sayı fark yiyerek adeta dibe vurmuştu. Ligin en değerli oyuncusu Lebron James de, 14 şutunda yalnızca üç isabet bularak kariyerinin en kötü play off maçlarından birini çıkarmıştı. Maç içinde taraftarın, kariyerinin başından bu yana ilk kez protesto ettiği James, altıncı maç için kendinden emin konuştu. 25 yaşındaki yıldız, yenilmeleri halinde play offlara veda edecekleri maçtan önce "Cleveland taraftarı rahat olsun, çünkü bana sahipler" dedi. Kötü oyunu sonrasında hayal kırıklığı yaşamadığını söyleyen Lebron; "Hayatım boyunca hiçbir zaman kötü oynadığım için hayal kırıklığına uğramadım. Evet, takımıma daha çok katkı yapabilirdim ama hiç üzgün değilim" diyerek, beşinci maçı tamamen geride bıraktığını vurguladı. James son olarak, altıncı maç öncesinde sakin olduğunun altını çizdi. "Kaybedersek her şeyin biteceği maçı yaşıyoruz. Ben panik yapmam, sinirli olduğumu göstermem. Karakterim böyle değil. Eğer telaşlandığımı gösterirsem takımdaki herkes beni takip eder." diyen James, taraftarına serinin altıncı karşılaşmasında özel bir oyun ortaya koyma sözü verdi.

Kaynak : NTVSPOR

Cavaliers Taraftarı !


Dün gece Cleveland - Boston maçını izlerken gördüm bu görüntüyü. Cavaliers tarafarının LeBron için hazırladığı bu anlamlı pankart Ouicken Loans Arena'nın tam karşısındaki binada göze çarpıyordu. Bilindiği üzere yaz döneminin en gözde free agentı olan James henüz geleceği ile ilgili bir karar vermedi ve takımda kalıp kalmayacağı da netlik kazanmadı. An itibariyle çoğu basketbol otoritesi tarafından dünyadaki en büyük basketbol yıldızı olarak gösterilen LeBron'un takımda kalmasını isteyen Cavs taraftarları onun takımda kalması yönündeki isteklerini bir de böyle göstermek istemişler. Çok hoş bir hareket diye mırıldandım içimden maçı izlerken. Sonuçta Cavs'in doğunun en önemli üç takımından biri olmasında kralın payı çok büyük. Aynı şekilde LeBron'un da 'kral' lakabını aldığı takım Cavaliers. Fakat maçın ilerleyen dakikalarında Celtics rakibi karşısında üstünlüğü ele geçirdi ve maçı da 88-120 gibi farklı bir skorla kazandı. LeBron 3/14 saha içi isabetiyle oynayıp sadece 15 sayı atabildi. Ve maçın sonunda hiç beklenmedik bir şekilde Cavs taraftarları LeBron ve arkadaşlarını yuhaladı. Evet gerçekten çok kötü bir geceydi onun için. Koca bir yarıda saha içi isabeti bulamadığı bir maç ona hiç yakışmadı ama dirseğindeki problemi herkes biliyor o ne kadar inkar etse de. Bir iddiaya göre de LeBron'un dirseğinde bir bağ yırtıkmış ve normalde 6 ile 8 hafta arasında kaçırması gerekiyormuş. Herşeyi geçtim onun bu takıma verdikleri tartışılmaz ve eğer ayrılırsa da takımın ne kadar aciz duruma düşebileceğini dün gece tüm dünya gördü. Eğer bu gece LeBron 3. maçtaki gibi bir performans sergileyip TD Garden'dan bir galibiyet ile 7. maç için taraftarlarının önüne gelirse Cavs taraftarının tepkisi ne olacak çok merak ediyorum. Sonuç olarak Cavs taraftarının bu tepkisine hiç ama hiç anlam veremedim. Dün geceden sonra LeBron'un yaz döneminde takımdan ayrılması da artık pek şaşırtıcı olmaz benim için.

Magic Kayıpsız Yoluna Devam Ediyor


NBA doğu konferansında Orlando Magic play off serilerinde her iki turu da 4-0 ile geçti.Florida ekibi normal sezonun son 6 maçını da dahil edersek oynadığı son 14 maçında aldığı 14 galibiyet ile yoluna dolu dizgin devam ediyor. Sezonu doğu konferansında 59 galibiyet 23 mağlubiyet ile Cavaliers'ın hemen arkasında ikinci sırada bitiren Van Gundy'nin öğrencileri play off larda Bobcats ile Hawks'ı 4-0 ile silip süpürürerek formunun zirvesine çıkmış durumda. İlk turda Bobcats ile eşleşen Magic, all star pivotu Howard'ın sürekli faul problemine girmesine ve ondan minimum düzeyde faydalanmasına rağmen rakibini özellikle Jameer Nelson'un 23.8 sayı ortalamasıyla yıldızlaştığı oyunuyla 4-0 ile geçmesini bildi. Tarihinde ilk kez play off macerası yaşayan rakibine hiç acımadan seriyi noktalayan Magic'te Howard'ın erken faul problemi, Carter'ın ise bir hayli düşük şut yüzdesi ile oynaması gelecek seriler için akıllarda önemli bir soru işareti yaratmıştı. Bir sonraki turda ise Milwaukee - Atlanta serisinden 7. maç sonunda Atlanta rakip olarak geliyordu Magic'in karşısına. Rakibine göre bir hayli dinlenmiş olarak seriye çıkan Magic daha ilk maçtan serinin gidişatı ile ilgili sinyalleri 114 - 71 lik skorla tüm basketbol severlere vermiş oldu. Bobcats serisinde faul problemi nedeniyle bir türlü bekleneni veremeyen Howard, play off sezonunu bu maçla açmış oldu ve 21 sayı 12 ribaund ve 5 blokla takımının hem hücum hem savunmada en etkili ismi oldu. Hawks serisinde kalan üç maçı da oldukça rahat oynayan Magic bitkisel hayattaki rakibinin fişini 4 maç sonunda çekmiş oldu ve adını doğu finaline yazdırdı. Seriyi 4-0 ile bitirmesinin yanı sıra bu dört maçta doğu üçüncüsü olarak play off lara gelen rakibine ortalama 25 sayı fark attığını da söylemeden geçmek olmaz. Tamam Bobcats ve Hawks ile açıkça görülen bir kalite farkı söz konusuydu ama Van Gundy'nin takımına her maçı final havasında oynatması ve hiçbir şekilde ciddiyetten ödün verdirmemesi bence çok önemli bir alışkanlık Magic adına. Şimdi yapacakları tek şey muhtemel rakipleri Boston - Cleveland serisini oturup izlemek olacak. Eminim ki Van Gundy her iki rakibini de her zamanki gibi iyi analiz ederek takımını final serisine hazırlıyordur . Özetle Magic geçen seneki final macerasının tesadüf olmadığını herkese göstermeye devam ediyor. Bakalım Celtics-Cavs eşleşmesinden gelecek hangi takım makina edasıyla işleyen Magic'in rakibi olacak.

Miami Heat Joe Johnson Flörtü


Atlanta Hawks’ın play off ikinci turunda Orlando Magic ile Phillip Arena’da oynadığı karşılaşmalarda gösterdiği kötü performans nedeniyle yuhalanan Joe Johnson’ın, kariyerinde değişiklik yapmayı düşündüğü ve Miami Heat’e yakın olduğu iddia edildi. Yaz döneminin en çok dikkat çeken free agent’ları arasında yer alan Joe Johnson ile yeniden anlaşmak isteyen Atlanta Hawks yönetiminin, yıldız oyuncunun Phillips Arena’da oynanan karşılaşmalarda yuhalanmasıyla büyük bir şok yaşadığı belirtildi. Bunun üzerine Dwyane Wade’i takımda tutabilmek için bir süper yıldız arayan Miami Heat’in, devreye girerek Joe Johnson’ı listesine aldığı ifade edildi.
Kariyerinin kalan bölümünde şampiyonluk planları yapan bir takımın parçası olmak isteyen Joe Johnson’ın da Dwyane Wade ile birlikte oynamak için Florida ekibine gidebileceği gelen haberler arasında.

Nets'in Yeni Sahibi Rus Prokhorov


Yaz ayından beri New Jersey Nets'e talip olan Rus milyarder Mikhail Prokhorov'un Nets'i satın almasına resmen onay çıktı ve Prokhorov, NBA tarihinin ilk yabancı kulüp başkanı oldu. Prokhorov yaptığı açıklamada "Halihazırda Nets hayranı olanlara ve tüm NBA severlere iyi ve renkli bir takım hediye etme niyetindeyim." dedi. NBA Başkanı David Stern, yönetim kurulunun da Prokhorov'un Nets'in çoğunluk hisselerini satın almasına onay verdiğini duyurdu. Rus iş adamı, New Jersey'nin %80'ini satın alırken Bruce Ratner tarafından Brooklyn'de yapılacak olan yeni arena projesinin de %45'ini aldı. Oldukça önemli bir arazide yapılacak arenanın satışı belli bir süre ertelenmişti. 18 Bin kişi kapasiteli stadın 2012 yılında açılması bekleniyor. NBA başkanı David Stern ise Prokhorov'un basketbol tutkusunun ve iş zekasının çok önemli olacağını söyledi. Ayrıca bunun sadece Nets'e değil tüm NBA için çok önemli olduğunu belirtti. Prokhorov da "Bugün verilen karar NBA'ye büyük bir global zenginlik ve bolluk getirecek. Yeni NBA izleyenleri kazandıracak." ifadelerini kullandı. Mikhail Prokhorov'un dünyanın 37. Rusya'nın ise en zengin insanı durumunda ve kişisel serveti yaklaşık 13.4 milyar dolar.

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Boston'u Hafife Almanın Bedeli : 88 - 120


''Bireysel oyun maç kazandırır, takım oyunu ise şampiyonluk.'' Yanılmıyorsam Micheal Jordon'a aitti bu söz. Cleveland'ın son yıllardaki hikayesinin en kısa özeti bence efsanenin sözleri. Nasıl olmasın ki. İki sezon önce finalde Celtics'e, geçen sezon da Orlando'ya finalde kaybeden Cavaliers'ta James hep yalnız başına savaştı. Savaştı ancak bir yere kadar. Şimdi gelelim bu sezona. Yarı final serisinde beş maç geride kaldı. İlk maçta LeBron biraz da Mo, üçüncü maçta ise sadece LeBron. Eee peki iki, dört ve beşinci maçlar? İşte sorun burda; bir takım tek bir oyuncunun üzerine kurulursa ortaya çıkacak senaryo da bundan pek farklı olmaz. Elbette LeBron'un bu kadar kötü oynamaya hakkı yok ama Mo Williams,Antawn Jamison ve diğerlerinin hiç mi kabahati yok bu mağlubiyetlerde? Mo ve Jamison sadece 9 sayı üretebildiler takımları adına. Neyse Cavs'ten bu kadar çok yakınarak Celtics'in bu görkemli galibiyetine gölge düşürmek istemiyorum. Maçtan önce serinin belki de kaderini çizecek olan beşinci maçın önemi nedeniyle ev sahibi Cavaliers'ın maça çok arzulu başlayacağını düşünmüştüm fakat hiç de öyle olmadı. LeBron'un ilk yarıda basket bulamadağı ve serbest atış çizgisinden takımına kazandırdığı sadece 8 sayı ile devre Celtics'in 50-44 üstünlüğü ile geçildi. James'in yanı sıra şaşırtıcı bir istatistik de bir önceki maçın yıldızı Rondo'dan gelmişti.Sayı ve asisti bulunmayan genç yıldız 2 de top kaybıyla devreyi kapamıştı. Serinin başından beri sahada adeta uyuyan Pierce nihayet kendine gelmişti ve Garnett, Pierce ve Ray Allen'ın çift haneli sayılara ulaşmasıyla Boston üçüncü çeyrekte dizginleri ele aldı.Ray Allen'ın attığı öldürücü üçlükler yavaş yavaş Cavs'in gardını düşürüyordu. Sahada çok silik bir görüntü çizen rakibi karşısında Rondo'nun da kendine gelmesiyle farkı 20 sayılara çıkaran Celtics maçtan da 88-120 galip ayrılmayı başardı. Kısaca oyuncu performanslarına bakacak olursak birbirinden zor ve oldukça da kritik zamanlarda gelen 9/6 üçlük isabetiyle Ray Allen 25 sayıyla maçın en skoreri olurken, nihayet hayata dönen Pierce 21 sayı 11 ribaund ve 7 asistle galibiyette önemli bir rol oynadı. Serinin yıldızlarından Garnett 18 sayı 6 ribaund ve Rondo ise tümü ikinci yarıda olmak üzere 16 sayı 7 asistle maçı tamamladı. Cavs'te ise LeBron 14/3 ile sadece sadece 15 sayıda kaldı ve çıktığı 70 civarı play off maçındaki en düşük 4. maçını oynamış oldu. Cavaliers'ın tarihindeki en ağır play off mağlubiyetini tattığı ve tarihlerine kara leke olarak geçecek bu maçın telafisi için önlerinde artık sadece 40 saatten az bir süre var. Eğer bu gece olduğu gibi bir Cleveland olursa sahada Celtics pek de zorlanmadan Orlando'nun rakibi olarak finale adını yazdırır. Kaan Kural'ın da maçı anlatırken dediği gibi büyük oyuncular büyük maçlarda belli olur. Bakalım TD Garden'da ki serinin altıncı maçında LeBron bu gidişata izin verecek mi.

11 Mayıs 2010 Salı

Phoenix'in Güneşi Yakmaya Devam Ediyor


NBA'de geride kalan play off serilerinde şu ana dek göze çarpan en önemli performans şüphesiz Phoenix Suns'a aitti. Tamam normal sezonun son dönemlerinde yakaladıkları form durumlarıyla play offlara ne kadar iddialı girdiklerini herkese gösterdiler ancak eminim ki kimse onlardan bu denli iyi bir performans beklemiyordu. Portland'ı 4-1 ve ardından Spurs'u 4-0 ile geçtiler ki gerçekten alkışa değer oyunlarla. Gelin Suns'ın play off macerasına kısaca bir göz atalım.

Play off ilk turunda Portland ile eşleşen Suns kendi evinde çıktığı ilk maçında rakibine 105-100 kaybedip 1-0 geriye düşmesine rağmen seriyi 4-2 ile geçmeyi başardı. Serinin daha ilk maçında sezon içerisinde en çok eleştiriye uğradıkları savunma yapamama daha doğrusu yapmama hastalığı baş göstermiş ve Brandon Roy'dan yoksun Portland'a kendi evlerinde 105-100 lük skorla boyun eğmişlerdi.Ancak iki takım arasında apaçık görünen bir kalite farkı söz konusuydu.İkinci maçta rakibini %38 gibi bir saha içi şut yüzdesinde tutan Suns hücumda da normale dönünce sahadan 119-90 luk skorla galip ayrıldı ve seriye 1-1 lik eşitliği getirdi.NBA'in atmosfer açısından en zor deplasmanlarından Rose Center'da ateşli Portland taraftarı önüne çıkan Suns, Richardson'un 42 sayısıyla maçtan galip ayrılıp seride 2-1 öne geçti kalan maçlarda da rakibine üstünlük kurup seriye 4-2 ile nokta koymuştu. Seri boyunca akıllarda kalan olaylar ; Jason Richardson'ın serinin 3. maçında attığı 42 sayıyla play off kariyer rekorunu kırması, Suns'ın seri boyunca normal sezona nispeten savunma sertliğini arttırıp rakibini sadece 93 sayı ortalamasında tutması ve 38 lik Grant Hill'in savunmadaki inanılmaz gayretleri oldu. Serinin tartışmasız yıldızı ise Jason Richardson'dı. 23.5 sayı ortalamasıyla oynayıp, takımının skor açısından tıkandığı zamanlarda hep o sahnedeydi.Kariyeri boyunca akıllarda hep Golden State'teki smaçlarıyla yer edinen J-Rich şimdilerde ise batıda finale yürüyen takımının en önemli silahlarının başında geliyordu.

Portlad'ı 4-2 ile geçen Suns için play offlar aslında şimdi başlıyordu çünkü rakipleri 2003, 2004, 2007 ve 2008 senelerinde play offlarda karşılaştıkları ve 4 seriden de boynu bükük ayrılmalarına neden olan SA Spurs olacaktı. Spurs ilk turdaki rakibi Dallas'ı 4-2 ile geçerek Suns'a rakip olmuştu. Son 4 eşleşmede rakibine adeta kan kusturan Spurs yine favoriydi birçok otoriteye göre. Özellikle Nash'in sakatlığından dolayı Portland serisinin son maçlarındaki tutuk oyunu ve pota altı savunmasında takımı adına önemli rol oynayan Robin Lopez'in sakatlığı Spurs'u bir adım öne çıkarıyordu bu seri öncesi . Ancak seri hiçte beklenen gibi başlamadı. US Airways Center’daki ilk maçtan Portland serisinin en formda ismi olan Richardson’ın 27 sayısı, Amare’nin 23 sayısı ve maçın yıldızı olan Nash’in 33 sayı 10 asisti ile galibiyet ile ayrılmayı başarmıştı Suns. Serinin ikinci maçında ise rakibine ribaundlarda 49 - 37 üstünlük kuran ve rakip potaya kenardan gelen Frye-Dudley ikilisinin 26 sayı bırakmasıyla rakibini 110-102 mağlup eden Alvin Gentry'nin öğrencileri 2-0 lık avantajla gidiyordu AT&T Center'a. Aslında Spurs'un, rakibinin oyun mantalitesine ayak uydurup maçı savunma yerine hücum üstüne kurması ev sahibinin lehine sonuç vermişti. Çünkü Richardson, Nash , Dudley ve Frye yüzdeli atmaya devam ediyordu. 2-0 a rağmen Spurs evindeki maçlardan galip ayrılarak seriye 2-2 lik eşitliği getirme amacındaydı. Maça da bu amaç doğrultusunda bir hayli hızlı başladı ev sahibi Spurs. İlk yarıda fark bir ara 18 sayıya ulaşsa da Richardson takımını sırtlamaya devam ediyordu ve devre sadece 6 sayıyla Spurs'un üstünlüğüyle geçildi. Bir önceki maçta Dudley-Frye ikilisinden gelen ekstra katkılardan sonra üçüncü maçta sahneye Sloven oyun kurucu Goran Dragic öyle bir çıktı ki akıllara zarar. Dragic dördüncü çeyrekte 11’de 9’la 23 sayı atarak Charles Barkley’nin Spurs’e karşı play off maçında bir çeyrekte en fazla sayı atma rekorunu kırdı.5 te 5 üçlük isabetinin yanı sıra Duncan-Blair-McDyess ile çevrili Spurs pota altını her dalışında perişan etti ve Nash'in arkasındaki oyuncu olarak neler öğrendiğinin kısa bir özetini geçti 24 lük Dragic.Spurs deplasmanından 110-96 ile galip ayrılan ve seriyi 3-0 getiren Suns final kapısını artık sonuna kadar aralamıştı. Dün gece de Duncan'ın dirseği sonucu tek gözü kapanıp kaşına 6 dikiş atılan Nash'in son çeyrekteki 10 sayı, 5 asistlik performansıyla rakibini 107-101 ile geçen Suns son 4 playoff eşleşmesinin intikamını çok ağır almış oldu. Suns'ın 4-0 ile rakibini süpürdüğü seride akıllarda kalan olaylar ; Grant Hill'in ders niteliğindeki savunması, Nash'in tek gözle de olsa neler yapabileceğini göstermesi, Amare'nin belki de kariyerinin en olgun basketini oynaması, 24 lük Dragic'in sadece 17 dakikada rakip potaya 24 sayı bırakarak tarihe geçmesi, Richardson'un takımını sırtlamaya devam etmesi ve Gentry'nin yarattığı kahramanlar Dudley,Frye ve Amundson'un takımları için verdikleri inanılmaz mücadeleydi.

İlk turda Portland'ı geçen ardından da Spurs'u 4-0 ile süpüren Phoenix'in güneşi bakalım finalde can yakmaya devam edecek mi.

Ben Gordon Nihayet


NBA'de Chicago Bulls formasıyla başarılı yıllar geçirdikten sonra Detroit Pistons'a transfer olan Ben Gordon, İngiltere Basketbol Federasyonu'nun davetini sonunda kabul etti. İngiltere'de doğduktan sonra, henüz bebekken ailesi Birleşik Devletler'e taşınan Gordon, 4 yıldır düzenli olarak aday kadroya davet ediliyor, ancak İngiltere Milli Takımı'nın formasını giymiyordu. Gordon, Ağustos ayındaki Avrupa Basketbol Şampiyonası Elemeleri’nde, ilk kez milli takıma katılacağını açıkladı.İngiltere'nin kadrosunda, Gordon'un Chicago Bulls'tan eski takım arkadaşı Luol Deng'in de yer alması bekleniyor.İngiltere, eleme grubunda Bosna Hersek, Macaristan, Makedonya ve Ukrayna ile toplam 8 maç yapacak.

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Bir Kötü Haber de Bogut'tan


Türkiye'de düzenlenecek 2010 FIBA Dünya Şampiyonası'nda izlemeyi umut ettiğimiz yıldızlar adeta sırayla Türkiye'de olmayacaklarını açıklıyorlar. Ginobili, LeBron, Howard ve Pau Gasol'den sonra şimdi de Avusturalya ve Milwaukee'nin yıldız pivot oyuncusu Andrew Bogut'tan geldi kötü haber. 3 Nisan'da Milwaukee'nin Phoenix ile oynadığı maçta Amare'nin arkadan faulüyle yere ters düşüp sakatlanan (altta videosu) ve play offları kaçıran Bogut sakatlığı nedeniyle Avustralya milli takımı adına 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'nda da görev alamayacağını açıkladı. Bu sezon gerçekten üst düzey bir performans sergileyen ve takımını play offlara taşıyan Bogut'u da Türkiye'de görememek oldukça üzücü olacak. Üst üste gelen bu kötü haberler şimdiden turnuvanın heyecanına gölge düşürmeye başladı.


LeBron'u da Uçururlar

Euro League'in MVP'si Teodosic


Erkekler Avrupa Ligi'nde ''Yılın ilk 5'i belli olurken, sezonun en değerli oyuncusu (MVP) ise Yunanistan'ın Olympiakos takımından Milos Teodosic seçildi. Avrupa Ligi'nde İspanyol Regal Barcelona takımının şampiyonluğunun ardından yılın ilk 5'inde, en iyi oyuncu seçilen Milos Teodosic'in yanı sıra takım arkadaşı Linas Kleiza, Regal FC Barcelona'nın yıldızı Juan Carlos Navarro, CSKA Moskova'nın forveti Viktor Khryapa ve Partizan Belgrad'ın pivotu Aleks Maric yer aldı. Geçen yılın MVP'si Navarro'nun dışındaki tüm oyuncular yılın takımında ilk kez yer alırken İspanyol oyun kurucu bu onura 4. kez ulaştı. Ligde yılın ikinci beşinde ise Partizanlı Bo McCalebb, CSKA Moskovalı Ramunas Siskauskas, Olympiakoslu Josh Childress, Regal Barcelonalı Erazem Lorbek ve Caja Laboralli Tiago Splitter'dan oluştu. Bu arada yılın en iyileri ödüllerini Paris'te düzenlenen törenle alırken, gerçekleştirilen oylama sonucunda sezonun MVP'si Olympiakos'tan Sırp oyun kurucu Milos Teodosic, hastalığı nedeniyle törene katılamadı. Teodosic'in ödülünü Olympiakos'un genel genel menajeri Christos Stavropoulos aldı.

Kaynak : AA

NBA'de Bu Gece


03:00 Atlanta Hawks - Orlando Magic (NBA TV)
05:30 Utah Jazz - LA Lakers

Rekabet açısından son yılların en sönük playoff yarı final serisini yaşıyoruz. Orlando'nun ilk üç maçta Atlanta'yı süpürmesi, Lakers'ın zor da olsa Utah'a maç vermemesi ve en süprizi de SA Spurs gibi bir playoff takımının Phoenix karşısında darmadağın olması. Rekabetin doruklarda olduğu tek seri ise Boston - Cleveland serisi. Serinin yedinci maça taşınma olasılığının yüksek olması Orlando için çok büyük bir avantaj olacak. Charlotte serisini 4-0 ile tamamlayıp Atlanta karşısına oldukça dinlenmiş ve diri olarak çıkan Orlando seriye bu gece son noktayı koyabilir. Atlanta gerçekten bitik durumda. Tamam kötü oynadıkları ve Orlando karşısında çok zorlanacakları Milwaukee serisinde gün yüzüne çıkmıştı ama bu kadar kötü performansı da kimse beklemiyordu. Takımın oyun kurucusu Bibby'nin yürümeye mecali kalmamış, pota altında Howard'a karşı sıfır savunma, takımın süper starı Joe Johnson'un taraftarla olan kavgası, koç Woodson'un oyunu seyretmesi. Daha söylenecek çok şey var Atlanta için ama fazla uzatmaya gerek yok, serideki 3-0 lık durum zaten herşeyi anlatıyor. Orlando ise doğu finaline koşar adım geliyor. Şuana dek play offlarda 7 maça çıktılar ve henüz mağlubiyetle tanışmadılar. Bu gece de farklı bir senaryonun yaşanması zor gibi görünüyor. Atlanta bir galibiyet ile seyircisine veda etmek isteyecektir ancak Van Gundy'nin öğrencilerinin seriye son noktayı koyup, finaldeki muhtemel rakipleri Boston ile Cleveland'ın mücadelesini evlerinde izlemek isteyeceği de şüphesiz.
(782-ms2 ve üst)

Kobe'nin 35 sayısıyla Utah'ı 111-100 luk skorla deplasmanda da devirmeyi başaran Lakers seride durumu 3-0 a getirdi ve işi bitirdi. Staples Center'da ki ilk iki maçta skor başabaş gitse de Lakers'ın kontrolü elden hiç bırakmayıp rakibini mağlup etmeyi başarmıştı. Energy Solutions Arena'da etkili taraftarı ve önemli oyuncularından Rus Kirilenko'nun da takıma dönmesiyle galibiyete inanan bir Utah Jazz vardı sahada. Ancak yine başaramadı ev sahibi ekip. İyi oynadıkları bir maçı bu kez de Matthews'ün şansızlığı ile kaybettiler. Kendisini Denver serisinde dünyanın en iyi oyun kurucusu ilan eden Deron Williams'ın son topu tartışmalı tercihi sonrasında kötü kullanması ve Matthews’ün tip'i de şanssız şekilde kaçınca Lakers seriye son noktayı koymaya çok yaklaştı. Bakalım Deron Williams ve arkadaşları bu gece taraftarlarına en azından bir galibiyet hediye edebilecek mi.
(783- ms1 )

Rondo'nun Freni Patladı !


EuroLeague finalinin bitimiyle serinin başından beri LeBron'u geride bırakan performanslara imza atan Rondo ve Celtics'in yaşlı kurtlarını izlemek için açtım Ntvspor'u dün gece. İyi ki de açmışım. Son yıllarda izlediğim en heyecan verici oyun kurucu performansına şahit oldum. Celtics'in genç oyun kurucusu dün gece öyle işler yaptı ki akıllara zarar ; 29 sayı, 18 ribaund, 13 asist, 2 top çalma. Triple double ama ne triple double. Garnett ile Perkins'in olduğu takımda 18 ribaund alarak, triple double yaptığı kategorilerde sahanın lideri olarak ve en önemlisi Tony Allen'a yaptığı asistle LeBron'u tam anlamıyla bakkala göndererek. Kısacası dün gece Rondo tarih yazdı ve Boston'u tek başına galibiyete taşıdı. İki gece önce evlerinde aldıkları hezimetten sonra daha toparlanmış bir Boston vardı dün gece sahada ve Rondo önderliğinde rakibi Cavs'ı 97-87 yenerek seriye 2-2 lik eşitliği getirdi. Pierce'ın yokları oynadığı maçta Garnett ve Tony Allen hem savunmada hem de hücumdaki performanslarıyla galibiyette önemli rol oynasalar da Rondo'nun insan üstü performansının gölgesinde kalmaktan kurtulamadılar. Cavaliers cehpesinde ise LeBron 21 sayıda kalırken mağlubiyette benchten sadece 11 sayılık katkı gelmesi mağlubiyetin en önemli nedenlerindendi. Bu arada serinin ikinci maçında 19 asistle Boston tarihinin play offlarda en çok asist yapan oyuncusu olan Rondo bu geceki triple double ile takımının tarihinde playoff larda en çok triple double yapan ikinci oyuncu olmuştur. 4 triple double'ı olan Rondo'nun üstünde 10 triple double ile Larry Bird bulunuyor.

Avrupa'nın Kralı Barça !


Fransa'nın başkenti Paris'te düzenlenen EuroLeague dörtlü final organizasyonun finalinde İspanya'nın Regal Barcelona ile Yunanistan'ın Olympiakos takımları karşı karşıya geldi. Olympiakos'u 86 - 68 gibi farklı bir skorla deviren Barcelona, şampiyonluğa uzandı. Maçın ilk dakikasından itibaren oyunda kontrolü elinde tutan Barça bu galibiyet ile 2003 yılındaki şampiyonluğuna bir yenisini eklemiş oldu. Final Four'un en değerli oyuncusu seçilen ve bu ödülü sonuna dek hak eden Juan Carlos Navarro 21 sayıyla sahanın en skorer ismi oldu. Olympiakos'ta geçen sezon Atlanta Hawks'tan takıma katılan Josh Childress, geceyi 15 sayıyla tamamladı ve takımının en skorer ismi olarak göze çarptı. Tarihinde 11 kez dörtlü final oynayan Barcelona, bu sezonki şampiyonluğu ile 2. kez mutlu sona oluşamış oldu. Maçı izleyenler arasında dün gece deplasmanda Sevilla'yı 3-2 yenerek son haftaya ezeli rakibi Real Madrid'in 1 puan önünde lider giren ve şampiyonluğa çok yakın olan Barcelona'nın yıldız futbolcuları kaptan Carles Puyol, Sergio Busquets, Xavi Hernandez, Bojan Krkic ve Pique de vardı. Final Four organizasyonun üçüncülük-dördüncülük maçında ise CSKA Moskova rakibi Partizan'ı normal süresi 78-78 eşitlikle sona eren karşılaşmayı CSKA Moskova uzatmalarda 90-88 kazanarak dörtlü finali üçüncü olarak tamamladı. Rus temsilcisinde J.R. Holden 2.4 saniye kala attığı üçlükle CSKA'ya galibiyeti getiren oyuncu oldu.

9 Mayıs 2010 Pazar